10 Kasım 2017

İşitme Engelli Destek Eğitim Programı

İŞİTME ENGELİ NEDİR?
Normal işiten bir bireyden söz edildiğinde, genellikle bu bireyin konuşmayı anlamak için yeterli düzeyde işitmesi olduğu kastedilmektedir. Çevrede aşırı gürültü olmamak koşuluyla, normal işiten bir birey herhangi bir özel araç, cihaz ya da teknik kullanmadan olağan durumlarda konuşmayı anlayabilmektedir. İşitme engelli birey, bazı sesleri duyabilmekte fakat bu düzeydeki işitme konuşmayı anlaması için yeterli olmamaktadır. Çok ileri derecedeki işitme kayıplarında ise, bir işitme cihazı kullanıyor iken dahi, yalnız işitme yolu ile konuşmayı anlaması çok güç olmaktadır. Bu durumdaki bireyler konuşmayı anlayabilmek için dudak okuma yöntemini de kullanmaktadır.
İşitme kaybı çok hafif, hafif, orta, ileri, çok ileri olarak derecelendirilir. Ancak her işitme engelli bireyin kaybı kendine özgüdür. Hiçbir kayıp bir diğer kişinin kaybı ile aynı sonuçları vermez. İşitme engelli birey acilen cihazlandırılmalı ve işitme düzeyi geliştirilmelidir. Cihaz ne kadar erken dönemde yakılırsa yararı da o kadar fazla olacaktır. İleri ve çok iler derecede kaybı olan bireylere cihazlanma ve ortalama 6 aylık bir eğitim sürecinden sonra koklear implant ( biyonik kulak) uygulaması da yapılabilmektedir. Bu uygulama sonucunda bireyin işitme seviyesi normale yakın bir seviyeye gelebilmektedir. Ancak devamında mutlaka işitme ve konuşma eğitimlerinin sürdürülmesi gerekmektedir.

İŞİTME YETERSİZLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
İşitme engeli vakalarının %95’inin doğum öncesinde, doğumda veya çocuk dili kazanmadan önce, %5’inin ise çocuk dili kazandıktan sonra oluştuğu bilinmektedir. İşitme engelinin nedenlerini doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olarak sınıflandırabiliriz.
Doğum Öncesi Nedenler:
Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık (özellikle kızamıkcık, kabakulak, sarılık …)
Hamilelik döneminde annenin röntgen çektirmesi
Hamilelik döneminde annenin ototoksik ilaç ve alkol kullanımı
Hamilelik döneminde geçirilen kazalar
Kan uyuşmazlığı
Genetik faktörler
Akraba evliliği

Doğum Anı Nedenler:
Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar (kordon dolanması, oksijensiz kalma …)
Düşük doğum ağırlığı
Erken doğum
Bebekte kan değişimi gerektiren sarılık
Doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülen zedelenme

Doğum Sonrası Nedenler:
Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme
Çocukluk hastalıkları (havale, menenjit, kızamıkcık, kızıl…)
3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı (otit)
Çocukluk yaralanmaları (kafatası kırıkları, çatlakları, baş veya kulaklara şiddetli darbe, çok yüksek sese maruz kalma ve zarar verecek şekilde kulağa sokulan cisimler)
Bunlara rağmen işitme yetersizliğinin nedeninin bilinemediği durumlar da vardır.

ACABA ÇOCUĞUNUZUN İŞİTMESİ NORMAL Mİ?
İşiterek konuşmayı öğrenme açısından ilk altı ay kritik bir dönem olduğundan, bebeklerdeki işitme kaybının yaşamın ilk üç ayı içinde belirlenmesi gerekmektedir. Ne denli ağır işitme kayıplı olursa olsun bir çocuğun yaşıtlarına yakın dönemde konuşabilmesi için, doğum sonrası ilk altı ayda tanısının konması, işitme cihazı kullanmaya başlaması ve eğitiminin başlatılması gerekir.
Normal işiten bir bebek çevresindeki insan seslerine ilgi göstererek konuşmayı öğrenir. Özellikle annesinin konuşma sesine ilgi göstermesi beklenen bir bebeğin bu ilgiyi göstermemesi oldukça anlamlı bir bulgu olarak kabul edilir. Doğduğundan itibaren bebeğinizin çevresindeki insan seslerine bakıp bakmadığı izlenmeli ilgisiz kalan bebeklere kısa sürede bilgisayarlı işitme testleri uygulanmalıdır.
Çocuğunuz için uygulanan işitme testi çocuğunuza hiç bir zarar vermeyecektir. Eğer çocuğunuzda işitme kaybı varsa ve geç tanınırsa bunun konuşma ve lisan gelişimi üzerine olumsuz ve kalıcı etkileri olabilecektir. Kısaca söylemek gerekirse, işitme kaybının varlığını hangi yaş döneminde düşünürseniz düşünün çocuğunuza hiç bir zarar vermeyen nitelikte basit işitme testleri ile işitme kaybının olup olmadığı kolaylıkla anlaşılabilmektedir.
En değerli varlığınız olan çocuğunuzun işitebilmesi ve konuşmayı öğrenebilmesi, onun en doğal hakkıdır. Bu nedenle her çocuğa doğduktan hemen sonraki ilk üç aylık dönemde işitme tarama testlerinin uygulanmasını öneriyoruz

İŞİTME KAYIPLI ÇOCUKLARI OLAN AİLELERE ÖNERİLER
Bilindiği gibi işitme engelli bir çocuğun ailesi için bu durum oldukça uzun ve zor bir süreçtir. Aileye yardım konusunda en önemli faktör, alabileceği sağlıklı ve verimli profesyonel yardımlar olabilir.
Aileler ve çocukları ile birlikte çalışma sürecinde profesyonellerin varlığı ve desteği unutulmamalıdır. İşitme engelliler öğretmenleri, kula burun boğaz ve çocuk doktorları, odyologlar ve psikolojik danışmanlar bu konuda görev alabilirler. Bir çocuğun konuşma becerisinin gecikmesinin aileyi fazlasıyla etkileyeceği ortadadır. Çocuğun konuşabilmesi için aileye çocuğuyla normal işiten bir çocuktan daha fazla konuşması önerilmelidir. Eğer konuşmayı öğrenme sürecindeki bir çocuk, yeterli ilgi gösterilmezse konuşma öğrenme süreci etkilenecektir.
Profesyonellerin rolü, aileleri ve çocuklarını eğiterek yardımcı olmaktır. İnsanlara yardım ederken hayatlarına bakış açısını, yaşadıkları zorlukları bilerek yaklaşmak ve sonuç almanın uzun sürebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Takım çalışmasına inanan, sürekli kendini geliştiren ve olumlu bakış açısına açık profesyoneller ile aileler daha fazla desteklendiklerini hissedeceklerdir.
Aile bireyleri sürekli bir dayanışma içinde bulunur ve yaşamın sunduğu olumlu ve olumsuz değişikliklere karşı donanımlı olurlarsa, çocuğun başarısı bundan çok fazla etkilenecektir. Engelli çocuklara sahip ailelerde başlangıçta sıklıkla engelin varlığını reddetme veya kabullenmeme belirse de zaman içinde uyum göstererek aile yapısında rol değişiklikleri yaşanmaktadır. Bununla birlikte zamanla kişilerin önceki sosyal, ekonomik ve kişisel rollerine devam edemedikleri ve diğer insanlarla ilişkilerinin azaldığı görülmektedir. Böylece yüksek gerginlik sonucu aile dengesinde değişiklikler ortaya çıkabilmektedir. Aile büyüklerinin tepkileri değişebilir, cihaz, eğitim, tedavi giderlerinin finansmanında sorun ortaya çıkabilir. Kişisel enerji ve zamanın farklı yönlerde harcanması dengeyi bozucu faktörlerdir. Örneğin çocuğunda engel beliren bir baba kendini eskisinden daha fazla işine verebilir.

İŞİTME KAYIPLI ÇOCUKLARA EĞİTİCİ YAKLAŞIMLAR
İşitme kaybı bulunan bir bebekte konuşmanın öğrenilmesini etkileyen faktörler neler olabilir?
Bir bebeğin konuşmayı öğrenebilmesi için normal veya normale yakın işitme, normal sınırlarda zeka, konuşmayı düzenleyen sinir ve kas yapıları ile ses çıkarma ve konuşma organı olarak görev yapan akciğerlerin ve soluk borusunun normalliği, uygun bir anadil konuşma ortamı, yakın çevrenin sevgisi ve ilgisi ile bunlardan ayrı olarak çocuğun coşku gelişiminin normal sınırlarda olması gerekmektedir.
Diğer bir deyişle konuşmayı öğrenebilmek için çocuk ;
Uygun bir sözel iletişim ortamı ve anadilden zengin konuşma ortamı içinde yaşamalı,
Konuşmayı çözmek ve üretebilmek için sağlıklı bir biyolojik donanıma sahip olmalı,
Dil girdilerini algılamak için göz ve kulak gibi duysal organları sağlıklı işlev göstermeli,
Dilin temel yapılarını fark edebilecek ve öğrenebilecek yeterli zihinsel kapasiteye sahip olmalıdır.
Doğuştan işitme kayıplı bebeklerin en temel sorunları, konuşma seslerine dikkat etme ve dinleme alışkanlıklarının bulunmamasıdır
İşitme kayıplı çocuklar, konuşma seslerini tam duyamadıklarından dolayı, ortam gürültüsüyle aynı zamana denk gelen konuşma seslerinin varlığını zorlukla fark ederler. Bu bir anlamda işitme kayıplı bebeklerde dinleme sorununa neden olmaktadır. İşitme kayıplı çocuklar bulundukları iletişim ortamında konuşma seslerine dikkat etme yönünden sorunları vardır ve ne zaman sözel iletişim yönünden dinleme desteğine ihtiyaç duyarlar. Ortam gürültüsü konuşma seslerini maskeleyerek işitme cihazının etkinliğini azaltır. Tüm engelli çocuklar özel eğitim ihtiyacı duyarlar. Bu nedenle her bir işitme engelli bebek için durumuna özel olarak tanımlanmış, değerlendirilmiş ve özgür eğitim kolları ile donanımlı bir eğitim ortamı oluşturulmalıdır. Doğuştan işitme kayıplı bebeklerin erken tanınan ve eğitime tabi tutulanlarla geç tanınan ve eğitime tabi tutulanların seyri birbirinden farklı seyredecektir.
Sonuç olarak, doğumsal sensorinöral işitme kayıplı bir çocuğun konuşmayı edinebilmesi, uygun seçilmiş işitme cihazlarını veya koklear implantı kullanarak işitme-konuşma eğitimine tabi tutulabilmesine bağlıdır .

SIK SORULAN SORULAR

1)Bebekte konuşmanın öğrenilmesini etkileyen faktörler nelerdir?
Öncelikli olarak bebekte aşağıda sıralanan yapıların ve işlevlerinin normal olmasıdır: normal işiten bir kulak, normal zeka-konuşmayı etkileyen sinir ve kas yapılarının normalliği-konuşma organlarının normalliği-uygun bir anadil konuşma ortamı, yakın çevrenin sevgisi ve ilgisi, uygun motivasyon. Ayrıca sağlıklı konuşma gelişimi için, konuşmayı engelleyebilecek hastalıkların bulunmaması, zihinsel gelişim geriliği, işitme kaybı, otizm, dil ve konuşma hastalıklarının da bulunmaması gerekir.

2)Bebeklerde konuşma ve iletişimi bozan hastalıklardan en sık karşılaşılan hastalıklar ve bunlardan tanınması kolay olanlar hangileridir?
Konuşma gelişimini engelleyen faktörlerden en sık rastlanan, zihinsel gelişim geriliğidir. Daha sonra, karşılaşılan engelleyici faktör ise işitme kaybıdır. Ancak bu faktörlerden sadece işitme kaybı doğumdan hemen sonra tanınabilmektedir.

3)Ülkemizde bebeklerin konuşmayı öğrenebilmelerini engelleyen en sık nedenlerden birisi işitme kaybı olduğuna göre bir bebekte işitme kaybının tanınması için konuşmanın gelişimin izlemek doğru bir yöntem midir?
Hayır. Konuşmanın geri olduğu anlaşıldıktan sonra yani 2-3 yaşlarına geldiğinde konuşmayı öğrenmek için duyarlı olduğu dönem geçmek üzeredir.

4)Eğer konuşmadaki gecikmenin saptanması suretiyle işitme kaybının tanınmasında gecikmeye neden oluyorsa hangi faktörlere ve hangi belirtilere bakarak işitme kaybının tanınması gerekir?
Aileler bebeklerinde konuşmanın öğrenilmesinde gecikme olup olmadığına da dikkat edebilirler, fakat erken farketmek için daha çok insan sesine reaksiyon verilmesi önemlidir. İlk altı ayda agulama sesi normal işitenlerde de işitme kayıplılarda da hemen hemen aynıdır. Bu seslere bakarak tanınamaz. Ancak bu aylarda bebeğin görmesi mümkün olmayan bir noktadan çıkarılan sese bebeğin başını çevirip çevirmediği, gözlerini kırkıp kırpmadığı gibi tepkiler değerli ipuçlarını verebilir.

5)Türkiye’de işitme kaybı, diğer ülkelere kıyasla daha farklı bir sıklıkta mıdır?
Ülkemizin sosyo-ekekonomik yönden geri bölgelerinde evde ve sağlıksız doğumlarla akraba evliliklerinin sıklığından dolayı bulunduğu göz önüne alınacak olursa oldukça sık olduğu anlaşılmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde 1000’de 1-2 iken ülkemizdeki yeni doğanlardaki işitme kaybı oranının 1000’de 2-3 oranında olduğu belirlenmiştir. Ancak yeni doğan yoğun bakım servislerinde bu oran, 100’de 1 ile 3’lere yükselebilmektedir.

6)İşitme kaybı bir tür iletişim bozukluğu yapan bir hastalık ise bunun giderilmesi mi, yoksa önlenmesi mi daha kolay ve ekonomiktir?
Amerika’da yapılan maliyet-etkinlik araştırmalarına göre işitme kaybının ve zihinsel özürlülüğünün önüne geçilmesi her şeyden önce sağlıklı ve oldukça ucuz olduğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, ülkemizde bu sorunların ortaya çıkmasını azaltmak amacıyla 1. ve 2. dereceden akraba olan kişilerin birbirleriyle evlenmemeleri gerekir.

7)İşitme kaybını doktora danışmadan annelerin tanıması mümkün müdür?
Ailelerin kendi başlarına yapabilecekleri bazı sorulara cevap arayarak yapacakları gözlemler oldukça yararlıdır. Bu sorular: Bebeklik döneminden itibaren hafif uykuluyken, uykuya dalarken orta şiddette a\e\i\u gibi sesleri duyunca uykusundan uyanıyor mu? Altıncı ayından sonra yandan arkadan gelen orta şiddetteki seslere doğru yönelebiliyor mu? Dokuzuncu ayından sonra ismine dönüp bakıyor mu? Bir yaşını tamamlayınca anlamlı bir sözcük üretebiliyor mu? 1.5 yaşını aştıktan sonra söylenen bir komutu yerine getirebiliyor mu?

8)İşitme kaybının önlenmesi kolay olmuyorsa, işitme kaybına erken tanı konmasının ne gibi avantajları olabilir?
Erken tanındığı zaman beyin henüz konuşmayı öğrenmek için gelişimini henüz tamamlamamıştır. Konuşmanın öğrenilmesi için önemli ve duyarlı dönem henüz atlatılmamıştır. İşte ancak bu şekilde erken dönemde konuşma sesleri bebeğe iletilebilirse, uygulanan eğitim sonuç verebilir ve işitme kayıplı bebeğe normallere yakın konuşabilmesi olanağı sağlanabilir. Oysa işitme kaybının varlığı geç fark edilen, böylece örneğin 5 yaşından sonra işitme cihazı uygulanarak geç konuşma sesleriyle tanışan bir bebeğin konuşmayı öğrenmesi aynı derecede başarılı sonuç vermez.
Kısaca uygun koşullar şunlardır: Doğumla birlikte işitme kaybının erkenden tanınması, işitme kaybına neden olan hastalığa tanı konması (kalıtımsal/gebelik kaynaklı/enfeksiyon kökenli gibi), gerekirse tıbbi tedavinin uygulanması, ailenin kısa zamanda işitme kaybının varlığına adapte olması, ailenin bebeklerindeki özel sorun hakkında bilinçlendirilmesi, 6 aylık olmadan bebeğin kulağına uygun kulak kalıplı işitme cihazlarına kavuşturulması ve ailenin özel konuşma eğitimine tabi tutulmasıdır.

9)Doğumsal işitme kayıpları annenin doğumdaki yaşadığı tıbbi sorunlara mı bağlıdır, yoksa kontrol edilemeyen kalıtımsal faktörlere mi bağlıdır?
Sosyoekonomik yönden geri kalmış yörelerdeki annelerin bebeklerinde doğumda yaşanan olumsuz faktörler ile kalıtımsal faktörler, ileri yörelerdekinde ise özellikle kalıtımsal faktörler ön plana çıkmaktadır.

10)Bir bebekte işitme kayıplı zamanında tanındığı takdirde bu bebek hangi süreçlerden geçerek konuşmayı öğrenebilir?
Önce anne ve babasının konuşmasına tanık olarak ve onları taklit ederek konuşmayı öğrenmeye başlar. İlk dönemlerden itibaren bir papağan gibi anlamaksızın konuşmayı taklit ettirmeye çalışmak genellikle olumlu sonuç vermez. İlk günlerden itibaren bebeğin normalde birbiriyle konuşan iki yetişkin gibi sözlü diyaloğa dayalı iletişim ortamı yaratarak konuşmayı öğrenmesini sağlayabiliriz

11)Fiziksel gelişiminde farklılık olur mu?
İşitme engelli çocukların fiziksel gelişimleri, işiten akranlarından farklı değildir. Çünkü işitme engeli, fiziksel gelişimi etkilememektedir.

12)Zihinsel gelişiminde farklılık olur mu?
İşitme ile zihinsel engel arasında bir ilişki bulunmadığı, iki engelin birbirinden farklı olduğu bilinmektedir. Nasıl işitenler arasında normal, normalin altı veya üstünde zekaya sahip olanlar varsa işitme engelliler arasında da normal, normalin altı ve üstünde zekaya sahip olan çocuklar vardır. Bununla birlikte işitme engelli çocuklar, işitme engeli nedeniyle bazı kavramları, özellikle soyut kavramları öğrenmede güçlük çekmektedirler. Ayrıca okulda, özellikle Türkçe, tarih gibi dile dayalı derslerde bazı güçlüklerini olduğu gözlenmektedir. Ancak bu konuda bireysel farkları yani işitme kaybının azlığı ya da çokluğunun bireyden bireye farklılık göstereceğini unutmamak gerekir.

13)İşitme engelli çocukların sosyal gelişimleri nasıl olmaktadır?
İnsanlar sosyal bir çevre içinde yaşamaktadırlar. Çevrelerindeki insanlarla arkadaşlık kurmayı çocukluk yıllarında öğrenirler. İşitme engelli çocuklar da arkadaş edinmek, arkadaşları ile oyuncaklarını ve oyunlarını paylaşmak ihtiyacındadırlar. Ancak işitme engelli çocukların sosyal gelişimini sağlamak için aileler daha fazla çaba harcamak zorundadırlar. Çünkü işitme engelli çocuklar, işiten akranları ile konuşmada ve onların konuştuklarını anlamada zorluk çekecektir. Fakat bu hiçbir zaman işitme engelli çocukların sosyal gelişme sağlayamayacağı anlamına gelmemektedir. Bunun için anne babalar; işitme engelli çocuklarını çok erken yaşlardan itibaren işiten çocuklarla arkadaş olmaları için desteklemelidir. Gerekli durumlarda işiten çocuklara işitme engelli çocuğu tanıtmalı, çocuğun işitemediği için konuşmada zorluk çektiğini, ancak arkadaşlarının yardımıyla bu zorlukları azaltabileceğini anlatmalıdır. Eğer bu kaynaşma erken yaşlarda sağlanırsa çocuklar ileri yaşlarda daha az zorlanacaktır.